Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ: “İşçiye, köylüye, emekliye, memura, esnafa, orta direğe tam bir açlık talimi yaptırılıyor”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türk Milleti Basın Toplantısı'nda ekonomiden emekli maaşlarına, fon yolsuzluğu iddialarından terörle mücadele politikalarına kadar Türkiye gündemini değerlendirdi. Emekli aylık bağlama oranlarını yeniden yüzde 70 seviyesine çıkaracaklarını açıklayan Özdağ, askeri hastanelerin açılması çağrısında bulundu, gazilere Zafer Partisi Genel Merkezi'nin kapılarını açtıklarını duyurdu ve “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik eleştirilerini dile getirdi.

Kasım 5, 2026 - 10:05
 0  0
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ: “İşçiye, köylüye, emekliye, memura, esnafa, orta direğe tam bir açlık talimi yaptırılıyor”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği Türk Milleti Basın Toplantısı'nda Türkiye'nin ekonomik sorunları, emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısı, finans piyasalarındaki yolsuzluk iddiaları, tarım sektöründeki gelişmeler, dış politika ve terörle mücadele başlıklarında açıklamalarda bulundu.

Ekonomik krizin derinleştiğini savunan Özdağ, finans piyasalarında yaşandığını ileri sürdüğü yolsuzlukların yalnızca yatırımcıları değil, Türkiye ekonomisinin bütününü tehdit ettiğini belirtti. Özdağ, emeklilere yönelik vaatlerini açıklarken hükümetin ekonomi politikalarını da eleştirdi.

“Fon yolsuzluğu ekonomimizin genelini sarsan bir yöne doğru hızla ilerlemektedir”

Finans piyasalarındaki yolsuzluk iddialarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, kamu kurumlarının denetim sorumluluğunu yerine getirip getirmediğinin araştırılması gerektiğini söyledi.

Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

“Ekonomik buhran, fon çetesinin gerçekleştirdiği yolsuzluğun etkisiyle daha da derinleşiyor. Utanmadan sadece kendilerini değil, çocuklarını ve torunlarını besleyecek kadar zenginliği gasp eden bu çete, Türk halkına ve Türk devletine, Türk devletinin kurumsal yapısına ve Türk halkının ve devletinin ekonomik yapısına ağır bir zarar vermiştir.”

Adalet Bakanı'nın açıklamalarına atıfta bulunan Özdağ, finansal istikrarı sağlamakla görevli kurumların yöneticilerine ilişkin ciddi iddialar bulunduğunu savundu.

“Millet devleti, değerli arkadaşlar, bürokratlara değil, siyasete ve siyasetçilere emanet eder. Bürokrasi kontrol etmesi gereken siyasi iktidardır. Devleti anonim şirket gibi yöneteceğiz diye iktidara gelen AK Parti'nin geldiği nokta işte budur. Bürokratların suç örgütü kurup yönetmesi için gereken siyasal ortamı sağlayan hangi siyasettir ve hangi siyasetçilerdir?”

Fon krizinden etkilenen yatırımcı sayısının ilk aşamada 455 bin olarak ifade edildiğini, maliyetin ise yaklaşık 20 milyar dolar düzeyinde olduğunun öne sürüldüğünü aktaran Özdağ, Manavgat'ta karşılaştığı bir esnafın yaşadıklarını anlattı.

“Manavgat'ta bir bakkala girdim. Bakkal, '16 milyon lira kaybettim ve artık kiramı ödeyemiyorum. Çünkü ben o çevirdiğim parayla kiramı ödüyordum.' dedi. Yani toplumsal kılcal damarlara yayılmış 455 bin kişiden bahsediyoruz.”

Özdağ, borsa yatırımcılarının da gelişmelerden etkilendiğini savunarak, endekste yüzde 25 gerileme yaşandığını ve borsada işlem gören şirketlerin değer kaybının 174 milyar dolara ulaştığı yönünde iddialar bulunduğunu ifade etti.

“Gelinen aşamada fon krizinin genel ekonomiye bulaşma riskini de göz ardı etmememiz lazım. Örneğin, değeri şişirilmiş hisseleri teminat göstererek banka kredisi alan var mı? Fon mağdurlarının geri ödemede bankalara yüklenen meblağ nedir? Krizin bankacılık sektörüne sıçramaması için gereken önlemler alınmış mıdır?”

İflaslar, işten çıkarmalar ve ekonomik büyümede yavaşlama riskine karşı önlem alınmasını isteyen Özdağ, soruşturmanın siyasi bağlantıları da kapsayacak biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi.

“Bu 214 kişinin adı ne zaman açıklanacak?”

Fon işlemlerinden yüksek kazanç sağladığı iddia edilen kişilerle ilgili kamuoyuna açıklama yapılmasını isteyen Özdağ, 100 milyon liranın üzerinde kazanç elde ettiği ileri sürülen 214 kişinin kimliklerinin açıklanması çağrısında bulundu.

“Evet, kim bu 214 kişi? Bu listeleri kamuoyuyla ne zaman paylaşacaksınız? Bunların içerisinde milletvekilleri olduğu söyleniyor. Spekülasyonları önlemek için gerçekleri daha ne kadar saklayacaksınız? Bu listede iktidar mensubu, muhalefet mensubu, milletvekili, bakan, vali var mı? Kamu kurumu yöneticileri var mı?”

Özdağ, yolsuzluk iddialarının tüm yönleriyle araştırılmasını isteyerek, “Bu krize neden olanlar hakkında kimlik ve aidiyetine bakılmadan hukuki işlem muhakkak yapılmalıdır. Bu işe bulaşan, soyguna ortak olanları ilan edin ve haklarında suç duyurusunda bulunun. Benzer soygun ve krizleri önleyecek kurumsal, hukuki ve finansal tedbirleri şeffaflıkla alın ve ilan edin.” ifadelerini kullandı.

“Nasıl oluyor da savaş halindeki ülkelerden daha yüksek enflasyonla bu halk eziliyor?”

Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı enflasyon verilerini eleştiren Özdağ, aylık enflasyonun yüzde 2,58, yıllık enflasyonun ise yüzde 29,77 olarak duyurulduğunu hatırlattı.

TÜİK'in verilerinin gerçeği yansıtmadığını savunan Özdağ, ENAG tarafından açıklanan yıllık enflasyon oranının yüzde 45 olduğunu belirtti.

“Böylece yıllık enflasyon da yüzde 29,77'ymiş. Buna hiç kimse inanmıyor. Kendileri de inanmıyor. Esasen ENAG'ın açıkladığı enflasyon, yıllık yüzde 45.”

Rusya, Ukrayna ve Suriye'deki enflasyon oranları üzerinden karşılaştırma yapan Özdağ, Türkiye'deki hayat pahalılığının hükümetin ekonomi politikalarından kaynaklandığını ileri sürdü.

“Arkadaşlar, Rusya'da enflasyon yüzde 6,35. Ukrayna'da enflasyon yüzde 10. Suriye'de gıda enflasyonu bizden daha düşük. Toplam enflasyon yüzde 24. Sayın Şimşek, farkında mısınız bunun? Övündüğünüz durum bu.”

Özdağ, “Yani nasıl oluyor da aktif sıcak savaş halinde olan ülkelerden daha yüksek bir enflasyonla bu halk bu şekilde eziliyor? Bunu anlamak zor. Ya ülkemiz bir savaşta da haberimiz mi yok? Allah korusun, işgale uğradık da haberimiz mi yok? Ondan sonra diyorsunuz ki Türkiye Yüzyılı. Yani bu, ne yazık ki bir masal.” dedi.

“İşçiye, köylüye, emekliye, memura, esnafa, orta direğe tam bir açlık talimi yaptırılıyor”

Tarım sektöründeki maliyet artışları ve üreticilerin yaşadığı sorunlara değinen Özdağ, Adana'dan kendisine gönderilen bir mesajı basın mensuplarıyla paylaştı.

Mesajda, bin dönümlük limon ve mandalina bahçesi bulunan bir üreticinin, ürünleri toplatıp satmanın maliyetinin bedelsiz dağıtmaktan daha yüksek olduğunu belirttiğini aktardı.

Özdağ, üreticinin yaşadığı durumu şu sözlerle anlattı:

“Bin dönüm limon ve mandalina bahçesi var. Konum atayım, ağaca zarar vermeden kim gelip toplarsa toplasın dedi. Toplatıp satmak, bedava dağıtmanın iki katı. Yani sana bedava veriyorum, bahçeyi toplatıp şimdi satsam 10 milyon zararım var dedi.”

Marketlerde yüksek fiyatla satılan ürünlerin üreticiden çok düşük fiyatlarla alındığını savunan Özdağ, tarım politikalarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.

Emekli ve memur maaşlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, dört aylık enflasyon farkının yaklaşık yüzde 8 düzeyinde olduğunu söyledi.

“Arkadaşlar, ayıptır ya. Bu sadaka bile değil. İşçiye, köylüye, emekliye, memura, esnafa, orta direğe tam bir açlık talimi yaptırılıyor. Milyonlarca emekliye reva görülen para 23 bin 552 TL. Bununla bir ay nasıl yaşayacak?”

“Emekli maaşı bir sosyal yardım değil, kazanılmış bir haktır”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2023 seçimleri öncesinde memur maaşlarına yapılacak artışların memur emeklilerine de yansıtılacağını söylediğini hatırlatan Özdağ, Temmuz 2023'te memurlara verilen 8 bin 77 liralık seyyanen artışın emeklilere verilmediğini belirtti.

Özdağ, söz konusu artışın bugünkü karşılığının yaklaşık 25 bin liraya ulaştığını ve memur emeklilerinin bu süreçte toplam 670 bin liralık gelir kaybına uğradığını öne sürdü.

“Birincisi, şu konuda anlaşalım: Emekli maaşı bir sosyal yardım değil. Bir insanın dürüst bir şekilde çalışıp primlerini ödeyip hak ettiği çalışma dönemi sonrası kazancıdır. Yani emekli çalışırken zaten bu parayı kendisine devlet ileride ödesin diye biriktiriyor. Bir lütuf değil emekli maaşı.”

Emeklilere yönelik yeni zam açıklamalarını da eleştiren Özdağ, “2023'te verdiğiniz sözü tutmadınız. Bugün verdiğiniz sözü tutacağınıza emekliler neden inansınlar?” diye sordu.

“Emekli aylık bağlama oranlarını tekrar yüzde 70'lere döndüreceğiz”

Zafer Partisinin emeklilere yönelik ekonomi programını açıklayan Özdağ, iktidara gelmeleri halinde aylık bağlama oranlarında kapsamlı değişiklikler yapacaklarını duyurdu.

“Öncelikle Zafer Partisi olarak bütün emeklilere söz veriyoruz. Aylık bağlama oranlarını bugün yüzde 30'larda, biz tekrar yüzde 70'lere döndüreceğiz. Halen yüzde 30 düzeyinde olan emeklilerin ekonomik büyümeden aldığı payı yüzde 100'e çıkaracağız.”

Emeklilerin geçmiş yıllarda yaşadığı gelir kayıplarının telafi edilmesi için seyyanen zam yapılacağını belirten Özdağ, intibak düzenlemesinin de hayata geçirileceğini açıkladı.

“Emeklilerin yıllar içinde yaşadığı ekonomik kaybı telafi etmek için seyyanen zam yapacağız. Ve üçüncü olarak kapsamlı bir intibak düzenlemesi yapacağız. Bugün aynı sürede çalışan, aynı miktarda prim ödeyen veya birbirine çok yakın çalışma hayatına sahip iki emekli, yalnızca farklı tarihlerde emekli oldukları için farklı maaşlar alıyorlar. Bu adaletsizliği ortadan kaldıracağız.”

Özdağ, ekonomik sorunların çözümünün hukuk devleti ilkelerine bağlılıktan geçtiğini savunarak, “Ekonomiyi kitaba ve kurala göre yönetmezseniz, hukukun üstünlüğünü ve bağımsızlığını yok ederseniz, fon soygunlarını zamanında denetlemez ve önlemezseniz ekonomimiz batar ve başta emekliler olmak üzere milletimiz fakirleşir.” dedi.

“Biz Türk'üz ve Türk buğdayından yapılan makarnayı tercih edeceğiz”

Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı bir gıda firmasının bazı makarna ambalajlarındaki ifadeleri değiştirdiğini ileri süren Özdağ, “Yüzde yüz Türk buğdayı” ifadesinin yerine “Yüzde yüz Türkiye'nin buğdayı” yazılmasını eleştirdi.

Özdağ, firmaya yönelik sorularını şöyle dile getirdi:

“Şimdi bu firmaya soruyoruz: Bu 'yüzde yüz Türk buğdayı' ifadesi sizi neden rahatsız etti? Neden bunu 'Türkiye'nin buğdayı' diye değiştirdiniz?”

Söz konusu değişikliğe tepki gösteren Özdağ, “Kendisini Türkiyeli sanan, başta bu ismin değiştirilmesi için öneride bulunan iki şirket çalışanı olmak üzere, Türkiyeliler de bunu yesinler biz Türk'üz ve Türk buğdayından yapılan makarnayı tercih edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

“Bizim için milli dava güçlü, müreffeh ve Atatürkçü bir Türkiye'dir”

Dış politika başlığında Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın 29 Ekim'de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne gerçekleştirdiği ziyareti değerlendiren Özdağ, Filistin yönetiminin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yönelik tutumunu eleştirdi.

Özdağ, “Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas 29 Ekim'de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni ziyaret etti. Başka gün kalmamış gibi 29 Ekim'i tercih etti.” dedi.

Gazze'deki gelişmelere ilişkin de konuşan Özdağ, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yönetiminin politikalarını sert sözlerle eleştirerek, Filistin meselesinin Türkiye açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin görüşlerini paylaştı.

“Gazze'de yapılan siyonist soykırıma karşı durmak bir insanlık meselesidir. Hiç şüpheniz olmasın. Gazze'de Netanyahu faşizmi bir soykırım gerçekleştirdi. Bir insanlık suçu işledi.”

Türkiye'nin öncelikli milli davalarının farklı olduğunu savunan Özdağ, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:

“Bizim için milli dava başta Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'dir. Bizim için milli dava kardeş Azerbaycan'la iş birliğimizi güçlendirmektir. Bizim için milli dava Türkistan'da Türk dünyasıyla barış ve iş birliği havzası oluşturmaktır. Bizim için milli dava güçlü, müreffeh ve Atatürkçü bir Türkiye'dir!”

“Hakkari Yüksekova'da şehit edilen Mehmetçiği kim şehit etti?”

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde sınır hattında şehit olan askerle ilgili açıklama yapılmasını isteyen Özdağ, olayın sorumlularının kamuoyuna duyurulması gerektiğini belirtti.

“Hakkari Yüksekova'da bir Mehmetçik sınırda şehit edildi. Kim şehit etti? İktidar bunu açıklamadı. Nasıl oldu hadise? Bu askerimizi şehit eden hangi terör örgütü?”

Özdağ, askeri sağlık sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini savunarak askeri hastanelerin açılması çağrısını yineledi.

“Dünya bir savaşa doğru gidiyor. Bakın sürekli ama sürekli çağrılar yapıyor Batılı iktidarlar. Evde stoklar yapın, 3 gün, 7 gün. Zorunlu askerlik hizmetinden bahsediliyor. Hal böyleyken, esasen aktif bir çatışma süreci içerisinde olan bir ordunun askeri hastanesi olmaz mı? Harp cerrahları olmaz mı?”

Askeri hastanelerin kapatılmasının sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özdağ, “Eskiden olan zinciri tekrar kuracaksınız. Ondan sonra hastanede, devlet hastanesinde şehit oldu. Askeri hastanede olsaydı belki olmayacaktı. Kurun artık askeri hastaneleri. Askeri hastaneleri açmamak tarih önünde çok büyük bir vebaldir.” ifadelerini kullandı.

“Kent uzlaşısı üzerinden yeni pazarlıklar yapılacak”

31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde CHP ile DEM Parti arasında yürütülen kent uzlaşısı sürecine değinen Özdağ, söz konusu iş birliğine daha önce de karşı çıktığını hatırlattı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Ekrem İmamoğlu hakkındaki yargı sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, DEM Partinin kent uzlaşısından çekilme ve kendi grubunu kurma yönündeki açıklamasını eleştirdi.

“Şimdi anlaşılan İmamoğlu davasında sonuca yaklaşılıyor ve İmamoğlu'yla ilgili bir mahkumiyet çıkacak ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı değişecek ki DEM, pusuya yatmış bir şekilde bekledikten sonra açıklama yaptı: 'Biz Kent Uzlaşısından çekiliyoruz ve kendi grubumuzu kuracağız.' Demek ki bu grupla yeni pazarlıklar yapacaklar.”

Özdağ, CHP'nin DEM Parti ile ilişkilerini de eleştirerek muhalefet partilerine Atatürk ilkeleri etrafında siyaset yürütme çağrısında bulundu.

“Gaziler Ankara'da bulunduğu sürece Zafer Partisi Genel Merkezi onların evidir”

7 Kasım'da gazilerin yeniden Ankara'da bulunacağını belirten Özdağ, daha önce açık alanlarda konaklamak zorunda kaldıklarını söylediği gazilere Zafer Partisi Genel Merkezi'ni açtıklarını duyurdu.

Özdağ, havaların soğumasıyla birlikte gazilerin barınma koşullarının daha da zorlaşacağını ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

“Ankara'da bulunduğunuz sürece Zafer Partisi Genel Merkezi'ni dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Burası sizin evinizdir. Gerekirse buradaki bütün sandalyeleri çıkartırız. Buraya yatabilecekleri yataklar koyarız ve gelirler, burada kalırlar, bizim misafirimiz olurlar.”

Gazilere yönelik destek konusunda Çankaya Belediyesini eleştiren Özdağ, belediyenin DEM Parti bağlantılı olduğunu öne sürdüğü gruplara yardım ettiğini iddia etti.

“Çankayalı Atatürkçüler, bunun için mi oy verdiniz?”

Çankaya Belediyesinin gazilere yeterli destek sağlamadığını savunan Özdağ, belediyenin önceliklerini sorguladı.

“Ama gazilerimiz oradayken, benim bildiğim kadarıyla bir çorba yardımı dahi yapmayan Çankaya Belediyesi'nin şimdi DEM'li gruplara yardım için koşturduğunu görüyorum.”

Çankaya'daki seçmenlere seslenen Özdağ, “Çankayalı sevgili Atatürkçüler, bunun için mi seçtiniz? Bunun için mi seçtiniz? Bunun için mi oy verdiniz? Bu mu Atatürkçülük? Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti yıkmak için çalışanların yanında olmak mıdır Atatürkçülük?” diye konuştu.

Özdağ, siyasi partilere yönelik çağrısını da yineleyerek, “Bu iktidar ancak Atatürk çizgisinde bir araya gelinerek aşılabilir. Öcalan'ın yanında değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin yanında olun.” dedi.

“Bir terörist, terörsüz Türkiye sağlayacak deniliyor”

“Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan süreci değerlendiren Özdağ, Abdullah Öcalan'ın süreçte rol üstlenmesine yönelik tartışmalara tepki gösterdi.

Şehit aileleri ve gazilerin yaşadığı sorunların öncelikli olarak ele alınması gerektiğini savunan Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

“Nasıl günlerden geçiyoruz arkadaşlar? Gazilerin evleri sıvasız, şehitlerin evleri sıvasız ve Öcalan denilen narko terörist bir villada oturuyor. Komisyon üyesi olarak terörsüz bir Türkiye sağlayacakmış. Bu nasıl bir iş? Bir terörist, terörsüz Türkiye sağlayacak deniliyor. Bu söyledikleri terörsüz Türkiye ama fiiliyatta teröre teslim olmuş bir Türkiye'den bahsediliyor.”

Özdağ, sürecin kamuoyuna anlatılması amacıyla yeni çalışmalar yürütüldüğünü ileri sürerek Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında gerçekleştirildiğini belirttiği toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Yüzlerce evladını şehit vermiş jandarmaya mı anlatacaksınız Terörsüz Türkiye'yi?”

İletişim Başkanlığında “Terörsüz Türkiye” başlığıyla bir toplantı düzenlendiğini belirten Özdağ, sürecin toplumda kabul görmesi için yeni bir kamuoyu bilgilendirme modeli üzerinde çalışıldığını iddia etti.

“Burada halka Terörsüz Türkiye'yi meşru göstermek için yeni bir akil adam modeli geliştiriyorlar. Birilerini yetiştireceklermiş ve o yetiştirdikleri de gidip Anadolu'da anlatacakmış Terörsüz Türkiye'yi.”

Toplantıya jandarma teşkilatından temsilcilerin de davet edildiğini öne süren Özdağ, şöyle konuştu:

“Sanıyorum bugün jandarmayı da davet etmişler. Jandarma da gidip Terörsüz Türkiye'nin ne olduğunu anlayacakmış. Elinden alay sancakları alınan jandarma, yüzlerce evladını şehit vermiş jandarma, yüzlerce evladını gazi vermiş jandarma. Onlara mı Terörsüz Türkiye'yi anlatacaksınız? Hiç sanmıyorum anlatabileceğinizi.”

“İletişim Başkanlığı muhalefete yönelik çalışmalar yürütüyor mu?”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının faaliyetlerine ilişkin sorular yönelten Özdağ, sosyal medya platformlarında muhalefet partilerini hedef alan hesapların desteklenip desteklenmediğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.

“Yani İletişim Başkanlığı mesela Zafer Partisi'ne düşman sosyal medya hesaplarını destekliyor mu? Böyle bir liste var mı elinizde? Muhalefete destek veren sosyal medya hesaplarının görünürlüğünü düşürme gibi bir imkanınız teknolojik olarak var mı? Bunu merak ediyoruz.”

Özdağ, bu soruların yanıtlarının ilerleyen dönemde resmi belgeler üzerinden araştırılması gerektiğini ifade etti.

“Cumhuriyetin kurucu değerlerini savunmaya devam edeceğiz”

Konuşmasının son bölümünde Zafer Partisinin terörle mücadele ve devletin üniter yapısına ilişkin yaklaşımını yineleyen Özdağ, milli egemenlik ve Cumhuriyetin temel ilkelerinin korunması gerektiğini vurguladı.

Özdağ, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Zafer Partisi olarak terörsüz Türkiye denilerek Türk milletinin elinden egemenliğinin alınmasına, devletinin çok uluslu, özerk bölgeli bir devlete dönüştürülme projesine karşı cumhuriyetin kurucu değerlerini, Atatürk'ün ilkelerini, milli birlik ve kardeşliğimizi ve beraberliğimizi, milli bağımsızlık ve egemenliğimizi ve Türk milletinin izzeti nefsinin yılmaz savunuculuğu görevini kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz. Allah yardımcımız olsun.”

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0